left DivX Sinema Forum logo_right

Hoşgeldin Misafir ( Giriş | Kayıt Ol )

Sinema Filmleri

Bunları Biliyor musunuz?

6 Sayfa V « < 2 3 4 5 6 >  
Konuya Cevap EkleYeni Konu Baslat
left > Bunları Biliyor musunuz? seperator Ayarlar V right
Fallout
mesaj Sep 3 2007, 07:51:17 PM
İleti #46


Master
Group Icon

Grup: Kıdemli Üye
İleti: 5,149
Katılım: 17-September 05
Nereden: Başkent
Üye No.: 29,161



si-murg; bu çalışman için seni ayakda alkışlasam az kalır gerçekten içten söylüyorum.Yazdıklarına aileme gösterdim hepsi neymiş ne diye kullanıyormuşuz diye hayretle kaldı.Teşşekürler emeğine. clap2.gif



divxplanet.gif
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
si-murg
mesaj Jan 29 2008, 08:15:24 PM
İleti #47


Hiç
Group Icon

Grup: Moderator
İleti: 3,399
Katılım: 22-December 05
Nereden: Der-saadet
Üye No.: 52,938



Aşk meşk meseleleri...

Aşkın tarifi tadana göre değişiyor. Tatmayan bilmez. Bilen anlatamaz. Dolayısıyla üzerinde mutabakat sağlanmış bir aşk tarifi bulmak imkânsız. Yalnız onu ifade ederken bazı ortak söyleyişler çıkmış ortaya nasılsa. En çok kullanılanlarından biri de herhalde "aşk meşk" ikilemesidir. Aşk tamam; çoğumuz biliyoruz ve kendimizce tarif de ediyoruz. Ya şu meşk dedikleri nedir ki? Bir de neden hep "aşk"la birlikte gezer? İş bu yazı bu soruların cevabını vermek niyetiyle kaleme alınmıştır.

Meşk, bir hat sanatı terimidir esasında. Hat, geleneksel Türk-İslam sanatları içinde yer alan ve bugün örneklerini tarihî eserlerde bolca görebileceğimiz; tam adıyla "hüsn-i hat” olarak adlandırılan geleneksel bir sanatımızdır. Bugünkü Türkçemizle söyleyecek olursak "güzel yazı" sanatıdır hat. Oldukça zengin bir hat kültürüne sahip olduğumuzu ifadeden sonra konuya döneyim hemen.

Meşkten bahsediyorduk. Meşk, yazı talimi yaptıran hocanın öğrencisine yazması için verdiği yazı örneğidir. Talebe/çırak önündeki bu yazıyı örnek alarak onu bir nevi kopyalardı ki bu işe meşk etmek deniliyordu. Zamanla tabir genelleşerek ders ve talim anlamlarına gelecek şekilde kullanılmaya başlamıştır. Müzikte kullanılan sözlü ya da sözsüz bir eseri icra etme faaliyetine de bundan dolayıdır ki meşk etmek denir. Hat öğrenenler işte bu yazı örneğini karşılarına alır ve hocalarını öğrendiklerine ikna edinceye kadar ve dolayısıyla önlerine yeni bir meşk örneği konuluncaya dek ısrarla ve inatla yazıp dururlardı aynı şeyi defalarca. Meşk ederlerdi yani. Birçok geleneksel sanatımızda olduğu gibi hatta da ustalaşmak uzun zaman ve sabır gerektiren bir gayrete bağlıdır. Çırağın bir yanıyla sıkıcı olan bu meşk döneminden istenilen ustalığa çıkabilmesi için aşkla/canla başla meşke devam etmesi gerekmekteydi. Eğer çırak yaptığı işe aşk derecesinde tutkuyla sarılmıyorsa bu yolda ilerleyemiyordu. Meşkin hamurunun mayasıydı aşk ki bu yüzden eskiler aşk olmayınca meşk olmaz derlerdi efendim. Sonra sonra zaman denen çark çark ederken tabir de evrile çevrile anlam değişikliğine uğrayarak "sevgiliyle geçirilen vakit, eğleşme, sohbet" için de kullanılır olmuştur. İşte aşk meşk meseleleri tabiri buradan gelmektedir.

Enteresan da bir metafor/mecaz ekleyim şuracığa bitirirken. Dedik ya eskiler "Aşk olmazsa meşk olmaz." derler diye. Arkasından da eklerler, "Meşk olunca da aşk kalmaz." smile.gif “Nasıl yani?” dediğinizi duyar gibi oldum. Yani efendim, aşk olunca meşk (meşk burada heves, istek, gayret anlamında kullanılıyor) olur; lakin meşk noktasına gelince (yani kavuşunca, tabir yerindeyse sevgiliyle yüz göz olunca ) aşk bilinmeze gider.

Modern zamanlarda bütün mesai belki de hepten meşke adandığından mıdır aşk ortalarda yok. Meşk için gereken aşka pek sahip değiliz belki de... Sanırım şu ikileme yapma mantığıyla izah ediyoruz artık "aşk meşk" ikilisini. Para mara, kız mız, ilişki milişki, aşk meşk...

Bu ileti si-murg tarafından Jan 30 2008, 06:30:32 AM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
yoruk
mesaj Jan 29 2008, 09:17:00 PM
İleti #48


Allah bes baki heves...
Group Icon

Grup: Admin
İleti: 14,449
Katılım: 20-April 04
Nereden: Nirvanaya gittim geleceğim.
Üye No.: 1,352



Meşk etmenin anlamını bilmiyordum, teşekkür ederim sevgili dostum flowers.gif Uzun zamandır suskundunuz, merak etmiyor değilim hani sebebini.

Ayrıca sizin bahsettiğiniz konuya bakın Mevlana ne demiş smile.gif


QUOTE(si-murg @ Jan 29 2008, 08:15:24 PM) *

......

Modern zamanlarda bütün mesai belki de hepten meşke adandığından mıdır aşk ortalarda yok. Meşk için gereken aşka pek sahip değiliz belki de... Sanırım şu ikileme yapma mantığıyla izah ediyoruz artık "aşk meşk" ikilisini. Para mara, kız mız, ilişki milişki, aşk meşk...


Şehvetin adını Aşk Koydular
Eger Şehvet Aşk Olsaydı
Eşekler Aşkın Şahı Olurdu
Üye ForumdaProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
Orkan
mesaj Jan 29 2008, 09:28:11 PM
İleti #49


Master
****

Grup: Üyeler
İleti: 2,443
Katılım: 12-October 05
Üye No.: 33,869



Okuldaki edebiyat öğretmenlerine bir an önce anlatayım da bilgilensinler.
Bilgilendirme için çok teşekkürler si-murg.
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
Karel Capek
mesaj Apr 16 2008, 08:47:21 AM
İleti #50


Alemşümul Suni Adamlar Fabrikası
**

Grup: Üyeler
İleti: 496
Katılım: 28-April 06
Üye No.: 61,624



QUOTE(postino @ Aug 14 2006, 11:09:40 AM) *

QUOTE(kelaynak2004 @ Aug 14 2006, 01:31:08 PM) *

Bilgiye erişmek güzel de, dil olarak pek ağdalı geldi, Attila İlhan okuyormuşum sandım. Oysa Nurullah Ataç tarzındaki metinleri okumayı yeğlerim...Kişisel yeğlememdir, geneli hiç mi hiç bağlamaz kuşkusuz...Yalnızca bu metni yazan kişinin yaşının "oldukça" ileri olduğu izlenimini uyandırıyor bende, genç kuşaklar için anlamak sorun olabilir... thumbdown.gif


Yaşın kaç bilmiyorum ama dil kesinlikle ağdalı değil. Sen bunu yazınca bir kez daha okudum @Simurg' un yazdıklarını. Arapça ve farsçadan gelmiş eski kelimeler bile yok denecek kadar az. Sanırım, genç dediğin nesil, biri bana bişeyler öğretsin deyip durmaktansa, ben biraz sözlüğü karıştırayım, şu kelime nasılmış, neymiş, nerden gelmiş deyip etrafa biraz bakınsalar iyi olacak. Metinde sadeleştirilecek bir şey yok. Bu @Simurg' un yazdıklarının ağdasıyla değil, sizin kaç kelimeyle konuştuğunuzla alakalı bir şey...


Evet bazı şeyleri merak edipte araştırmak lazım. Hem arkadaşın kullandığı dilde gayet akıcı ve güncel (+1).
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
Nightstalker
mesaj Apr 16 2008, 09:13:31 AM
İleti #51


Master
Group Icon

Grup: Moderator
İleti: 5,833
Katılım: 6-February 05
Nereden: Altunizade
Üye No.: 25,230



Üstad tüm yazdıklarınız için çok teşekkürler flowers.gif . Devamını merakla bekliyoruz.
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
MaZaKa
mesaj Apr 21 2008, 10:11:38 PM
İleti #52


naniSramiM
**

Grup: Üyeler
İleti: 261
Katılım: 13-September 07
Nereden: Eusebia
Üye No.: 63,221



Bu başlığı okuduktan sonra şu sonuca vardım; bugüne kadar ben dilimi "bildiğimi" sanmakla kendimi kandırıyormuşum...

User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
si-murg
mesaj Aug 27 2008, 09:16:23 PM
İleti #53


Hiç
Group Icon

Grup: Moderator
İleti: 3,399
Katılım: 22-December 05
Nereden: Der-saadet
Üye No.: 52,938



Başımın püsküllü belası...

Deyimler bir dilin olmazsa olmaz parçaları olup o dili kullananları birçok zahmetten kurtarır. Neticede bir yığın cümle ile dile getirmek durumunda kalacağınız bir durumu birkaç kelimeyle anlatmak gibi bir kolaylık sağlar. İnsanlar deyimleri bulundukları toplum içerisinde duya duya öğrenirler. Bu yılların birikimi sonucu belli bir seviyeye gelen ama asla bitmeyen bir yolculuktur.

Şimdi sizinle şöyle II. Mahmut devrine doğru bir yolculuğa çıkalım. Adı geçen padişah yaptığı ıslahat hareketleriyle -ki en meşhuru Yeniçeri Ocağı'nı kaldırıp yerine Asakir-i Mansûre-i Muhammediye adında bir ordu kurmasıdır- tarihe mâl olmuştur. Kendisi şiiri, edebiyatı ve bilimi seven padişahın kılık kıyafet ile ilgili olarak yaptığı yenilikler de bilinmektedir. Şöyle ki devlet memurlarının sarık, şalvar, kavuk ve çarık giymesini yasaklamış bunun yerine de fes, ceket ve pantolon giyilmesi uygulamasını başlatmıştır. Kendisi de setre pantolon giyip, sakalını kısa kestirmiş ve devlet kurumlarına resmini astırmıştır. Yaptığı bazı yenilikler -bunlar Avrupaya öykünme/benzeme yolunda yapılan yeniliklerdir- halkın pek de hoşuna gitmemiş hatta bu sebepten kendisine "gavur padişah" adı dahi verilmiştir.

Bu ön girişten sonra mevzumuza gelelim; yani halkın "püsküllü bela" dediği fese. İlk kullanıldığı yıllarda bükülmüş ipekten yapılma püsküller rüzgârdan ve sallanmadan karışır, taranıp düzeltilmesi gerekirdi. Ana caddelerin köşe başlarında ellerinde tarak püskül tarayıcıları bekler, bir ücret karşılığı bozulmuş püskülleri düzeltirlerdi. Halk benimseyemediği gibi kötü gördüğü ve garipsediği fese bu özelliğinden dolayı püsküllü belâ demiştir. Sonra sonra deyim haline gelen tabir "büyük sıkıntı, zarar veren kimse veya şey" anlamında bugün de sık sık başvurduğumuz dilimizin ifade imkânlarından birine dönüşmüştür. Nerden nereye...

Not: Başka bir başlıkta bir vesileyle yazdığım yazıyı bu başlıkla doğrudan ilgili olduğu için buraya da eklemeyi uygun gördüm.

Bu ileti si-murg tarafından Aug 27 2008, 09:30:14 PM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
si-murg
mesaj Nov 20 2008, 07:59:01 PM
İleti #54


Hiç
Group Icon

Grup: Moderator
İleti: 3,399
Katılım: 22-December 05
Nereden: Der-saadet
Üye No.: 52,938



KISA KISA


CAN HAVLİYLE: Kendini, canını kurtarmak korkusuyla (gösterilen güçlü, büyük tepki). Havl/hevl Arapça olup “korku” anlamına gelmektedir.

CÜMBÜR CEMAAT: Hep birlikte, toplu olarak. Cümbür, halk, topluluk anlamına gelen cumhur kelimesinden bozmadır. “Cemaat” ise yine Arapça olup insan kalabalığı demektir.

DEVEYİ HAMUDUYLA (DOĞRUSU HAVUT) YUTMAK: Herkesin gözü önünde büyük hırsızlık yapmak, yasal olmayan büyük yarar sağlamak. Havut: Deve semeri.

FÎ TARİHİNDE: Belli olmayan, epey eksi bir zamanda. Arapça “de” demek olup eskiden “tarihinde”nin kısaltılmışı olarak da kullanılırdı.

FİTNE FÜCUR: İşi gücü iki kişiyi birbirine düşürmek, insanlar arasına fitne sokmak olan. Fücur: Ar. Günah. Burada günah işleyen anlamına.

GÖZLERİ VELFECRİ OKUMAK: Zeki ama oynak, kurnaz, hileci olduğu yüzünden, gözlerinden anlaşılmak. Velfecri: Kur’an-ı Kerim’de geçer. “Tanyerinin ağarmasına ant olsun” demektir. Burada gözlerin kurnazca parlaması ile tanyerinin ağarması arasında bir benzerlik kurulmuştur.

ELE VERİR TALKINI, KENDİ YUTAR SALKIMI: Başkasına verdiği öğüdü kendi tutmaz. Dahası tersini yapar. Burada geçen talkın kelimesi Arapça telkin kelimesinden bozma olup “bir düşünceyi aşılama” anlamına gelmektedir.

HAVSALASI ALMAMAK /HAVSALASINA SIĞMAMAK: Aklı kabul etmemek.
Havsala: Ar. Zihnin kavrama yetisi.

HAYAT MEMAT MESELESİ: Sonucu ya ölüm ya da kalım olan durum. Memat: Ar. Ölüm.

KELLİ FELLİ: Kılığı kıyafeti düzgün, yaşlıca ve gösterişli. Kelli felli “savaşta çekilip yeniden saldırmak” anlamına olan Arapça kerr ü gerrin sesi ve anlamı değişmiş biçimi. Kerr: Kuvvet, kudret. Fer: Parlaklık, ışık, fazl, vakar,iktidar, kuvvet

LAMI CİMİ YOK: Başka yolu yok, bahane istemez, her halükarda yapılmalı. “Lam cim” Arapça lâyecuz yani “caiz değil” sözünü simgeleyen bir kısaltmadır.

Bu ileti si-murg tarafından Nov 23 2008, 07:21:55 AM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
si-murg
mesaj Nov 20 2008, 08:18:06 PM
İleti #55


Hiç
Group Icon

Grup: Moderator
İleti: 3,399
Katılım: 22-December 05
Nereden: Der-saadet
Üye No.: 52,938



KISA KISA 2


LÖK GİBİ OTURMAK: Bütün ağırlığıyla ve yerini doldurarak oturmak.
Lök: Erkek deve.

RAMAK KALMAK: Az kalsın olacaktı. Ramak: Ar. Az bir şey.

SİTTİN SENE: Olabildiğince uzun bir süre, ömür boyu, sonsuza dek. Sittin: Ar. Altmış.

TONGAYA BASMAK: Kendisi için hazırlanmış bir hileyi fark etmeyip aldanmak. Tonga: argo. Hile, düzen, tuzak.

YOK ANANIN ÖREKESİ: “Böyle saçma şey olmaz” anlamındaki alay ya da çıkışma sözü. Öreke: Elde yün eğirme aracı olan ağaç parçası, eğirmen, kirmen.

YÜZ BULUNCA ASTARINI İSTEMEK: Kendisine gösterilen küçük bir ilgiden şımararak geniş yetki koparmaya, daha çok yarar sağlamaya çalışmak. Yüz: Giyside astarın üstüne kaplanmış olan kumaş.

ZEVAHİRİ KURTARMAK: İşi doğru dürüst değil, yapılıyor dedirtmek için üstünkörü yapmak, yapmak, yapıyor görünmek. Zevahir: Ar. Dış görünüş.

ZIRNIK BİLE VERMEMEK/KOKLATMAMAK: En küçük, en kötü bir şeyi dahi vermemek. Zırnık: Fars. “zirnih”ten. 1. Bir şeyin en küçük, çok küçük, çok ufak parçası. 2. Sıçanotu, arsenik denilen zehir.

ZIVANADAN ÇIKMAK: 1. Taşkınca davranışlarda bulunmak.
2. Aklını oynatmak, delirmek.
Zıvana: Fars. “zebane”den. İçine bir şey geçirilmek üzere açılan delik ve bu deliğe geçirilen mil.
Bu noktada “denizcilik terimi” olan zıvana da hatırlanılmalı.

ZOKAYI YUTMAK: Aldatılarak büyük zarara uğramak. Zoka: Büyük balıkları tutmakta kullanılan küçük balık biçiminde ucu çengelli kurşun parçası.
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
thedeli
mesaj Dec 11 2008, 02:42:17 PM
İleti #56


HerYerKaranlık
Group Icon

Grup: Kıdemli Üye
İleti: 12,004
Katılım: 16-December 05
Nereden: Cibran'ın Deli Gömleği..
Üye No.: 50,788



QUOTE(si-murg @ Jan 29 2008, 06:15:24 PM) *

Aşk meşk meseleleri...

Aşkın tarifi tadana göre değişiyor. Tatmayan bilmez. Bilen anlatamaz. Dolayısıyla üzerinde mutabakat sağlanmış bir aşk tarifi bulmak imkânsız. Yalnız onu ifade ederken bazı ortak söyleyişler çıkmış ortaya nasılsa. En çok kullanılanlarından biri de herhalde "aşk meşk" ikilemesidir. Aşk tamam; çoğumuz biliyoruz ve kendimizce tarif de ediyoruz. Ya şu meşk dedikleri nedir ki? Bir de neden hep "aşk"la birlikte gezer? İş bu yazı bu soruların cevabını vermek niyetiyle kaleme alınmıştır.

Meşk, bir hat sanatı terimidir esasında. Hat, geleneksel Türk-İslam sanatları içinde yer alan ve bugün örneklerini tarihî eserlerde bolca görebileceğimiz; tam adıyla "hüsn-i hat” olarak adlandırılan geleneksel bir sanatımızdır. Bugünkü Türkçemizle söyleyecek olursak "güzel yazı" sanatıdır hat. Oldukça zengin bir hat kültürüne sahip olduğumuzu ifadeden sonra konuya döneyim hemen.

Meşkten bahsediyorduk. Meşk, yazı talimi yaptıran hocanın öğrencisine yazması için verdiği yazı örneğidir. Talebe/çırak önündeki bu yazıyı örnek alarak onu bir nevi kopyalardı ki bu işe meşk etmek deniliyordu. Zamanla tabir genelleşerek ders ve talim anlamlarına gelecek şekilde kullanılmaya başlamıştır. Müzikte kullanılan sözlü ya da sözsüz bir eseri icra etme faaliyetine de bundan dolayıdır ki meşk etmek denir. Hat öğrenenler işte bu yazı örneğini karşılarına alır ve hocalarını öğrendiklerine ikna edinceye kadar ve dolayısıyla önlerine yeni bir meşk örneği konuluncaya dek ısrarla ve inatla yazıp dururlardı aynı şeyi defalarca. Meşk ederlerdi yani. Birçok geleneksel sanatımızda olduğu gibi hatta da ustalaşmak uzun zaman ve sabır gerektiren bir gayrete bağlıdır. Çırağın bir yanıyla sıkıcı olan bu meşk döneminden istenilen ustalığa çıkabilmesi için aşkla/canla başla meşke devam etmesi gerekmekteydi. Eğer çırak yaptığı işe aşk derecesinde tutkuyla sarılmıyorsa bu yolda ilerleyemiyordu. Meşkin hamurunun mayasıydı aşk ki bu yüzden eskiler aşk olmayınca meşk olmaz derlerdi efendim. Sonra sonra zaman denen çark çark ederken tabir de evrile çevrile anlam değişikliğine uğrayarak "sevgiliyle geçirilen vakit, eğleşme, sohbet" için de kullanılır olmuştur. İşte aşk meşk meseleleri tabiri buradan gelmektedir.

Enteresan da bir metafor/mecaz ekleyim şuracığa bitirirken. Dedik ya eskiler "Aşk olmazsa meşk olmaz." derler diye. Arkasından da eklerler, "Meşk olunca da aşk kalmaz." smile.gif “Nasıl yani?” dediğinizi duyar gibi oldum. Yani efendim, aşk olunca meşk (meşk burada heves, istek, gayret anlamında kullanılıyor) olur; lakin meşk noktasına gelince (yani kavuşunca, tabir yerindeyse sevgiliyle yüz göz olunca ) aşk bilinmeze gider.

Modern zamanlarda bütün mesai belki de hepten meşke adandığından mıdır aşk ortalarda yok. Meşk için gereken aşka pek sahip değiliz belki de... Sanırım şu ikileme yapma mantığıyla izah ediyoruz artık "aşk meşk" ikilisini. Para mara, kız mız, ilişki milişki, aşk meşk...


Muhteşem, zamanına, araştırma gücüne, bilgine sağlık flowers.gif
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
MaDCoNi
mesaj Feb 5 2009, 02:01:32 AM
İleti #57


...
Group Icon

Grup: Etkin Üye
İleti: 648
Katılım: 7-January 09
Üye No.: 63,738



Edebiyatı hiç sevmez bilirdim kendimi. Meğersem ne kadar da zevkliymiş.
Keşke sizin gibi bir edebiyat hocası girmiş olsaydı edebiyat derslerine.
Bu kadar uzak kalmazdık belki bunlardan.
Gerçeten çok teşekkürler bu bilgileri bizimle paylaştığınız için @si-murg.

Bu ileti MaDCoNi tarafından Feb 5 2009, 02:02:09 AM yeniden düzenlenmiştir.
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
musterxw
mesaj Feb 11 2009, 09:17:42 PM
İleti #58


Member
**

Grup: Üyeler
İleti: 128
Katılım: 11-February 09
Üye No.: 66,855



Harika olmuşlar,ne kadar bilgisiz olduğumu bir kez daha öğrendim
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
konrabat
mesaj Feb 27 2009, 03:11:43 PM
İleti #59


...
**

Grup: Üyeler
İleti: 276
Katılım: 12-February 09
Nereden: İstanbul
Üye No.: 69,760



@si-murg üstadım, verdiğin bilgilerin güzelliğimi, kaleminin güzelliğimi anlayamadığım bir keyifle(sanırım 2. daha ağır bastı biggrin.gif ) soluksuz okudum 4 sayfayı. Ellerine sağlık, yazına sağlık... cheers.gif
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
bilgehatun
mesaj Apr 26 2009, 05:02:18 PM
İleti #60


Mevsimsiz...
**

Grup: Üyeler
İleti: 296
Katılım: 11-February 09
Nereden: Asitane-i Saadet
Üye No.: 68,903



çok güzel bir başlık olmuş istifade ettik sağolasın smile.gif
User is offlineProfiline GitÖM
Go to the top of the page
+Quote Post
6 Sayfa V « < 2 3 4 5 6 >
Konuya Cevap EkleYeni Konu Baslat
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



rss Basit Görünüm Şuan: 22nd December 2014 - 12:11:29 AM